MEDCEZİR PROGRAMI & Av.Zeynep KÜÇÜK


Malum, ülkemiz basını tarihinin en karanlık dönemini yaşıyor. Aklınıza hemen tutuklu gazeteciler gelmesin, o ileri demokrasinin ayrı bir cilvesi. Kastım dışarıdaki gazeteciler. Televizyonu, gazeteyi her açtığımızda karşımıza çıkan “Misyon gazetecileri”, her koşulda siyasal erk?i destekleyen iktidar sözcüleri.

İktidar?ın rengi hiç önemli değil, bugün bu iktidarın, yarın başkasının…

Nagehan Alçı ve Rasim Ozan Kütahyalı çifti bu anlamda gösterdikleri performansla hem ideal çift hem de ideal tip olarak mümtaz basınımızın alâmetifarikası. Katıldıkları televizyon programlarında psikolojik savaşın tüm unsurlarını kullanarak, kişiler hakkında, iddiadan öteye gitmeyen isnatlarda bulunarak toplumun zihnini bulandırmaktan öte başkaca da bir kerametleri bulunmamakta. Kendilerinin çaldığı, kendilerinin söylediği programlarda neredeyse haftanın her günü vazifelerini ifa ederken, hedefte hep Cumhuriyet, TSK, Atatürk ve iktidar muhalifleri vardır. Tartışmalarda daima karşılarına çıkarılan tipler özenle seçilerek, yapılan gri propagandanın etkili olması amaçlanır. Fakat kazara sağlam bir kayaya çarptıkları zamanda bunlar kadar çabuk dönüş yapan yoktur. İzleyicinin dahi yüzünün kızardığı anlarda sunucu devreye girer hemen farklı bir konuya atlanır, ama dün bu böyle olmadı!

Beyaz TV de yayınlanan ve sunuculuğunu Latif Şimşek?in yaptığı Medcezir adlı programa katılan Av. Zeynep Küçük, Nagehan Alçı ve Talip Doğan Karlıbel?in, babası ve aynı zamanda müvekkili Veli Küçük hakkındaki iddialarına verdiği cevaplarla her ikisinin de tabiri caizse ipliğini pazara çıkarttı.

Veli Küçük’ün Almanya?da yayınlanan bir gazeteye verdiği röportajda “Türkiye de darbe yapılmalı, artık zamanı gelmiştir” şeklinde açıklamada bulunduğunu iddia eden Karlıbel, bu iddiasını gazetenin internet çıktısını göstererek ispatlamaya çalışsa da, Zeynep Küçük ortaya koyduğu delillerle Veli Küçük?ün söz konusu röportajda böyle bir ifade kullanmadığını izleyicilerin önünde ispat etti. Ardından yine Karlıbel?in bir takım banka dekontlarını çıkartarak Veli Küçük?e Almanya?dan para yardımı geldiği iddiası ise yine belgelerin orijinal olmadığı, internet çıktısı oldukları anlaşılınca söz konusu iddianın da bir kalpazanlık mahsulü olduğu gerçeğini gözler önüne serdi.

Programdan önce, sosyal paylaşım sitelerinde Zeynep Küçük ile restleşeceğim önüne şok belgeler koyacağım şeklinde iddialı mesajlar yazan Talip Doğan Karlıbel, Zeynep Küçük?ün söz konusu gazetenin orijinal nüshasını kendisinden talep etmesi üzerine türlü bahaneler ileri sürerek programın sunucusunu dahi çileden çıkarttı.

Talip Doğan Karlıbel’in geçmiş icraatları da hatırlanacak olursa, bu gazete kupürünün de kendi imalatı olduğu anlaşılacaktır. En son şike davasıyla gündeme gelen Karlıbel ürettiği sahte belgelerle kamuoyunca tanınmaktadır.

Nagehan Alçı’nın, Hrant Dink suikastının arkasında Veli Küçük olduğu yönündeki iddialarına yönelik tek bir delil sunamaması ve hararetle ileri sürdüğü bu mesnetsiz iddiayı bir takım dedikodulara dayandırması da kendisini Zeynep Küçük karşısında çaresiz bıraktı. Sözde Veli Küçük Hrant Dink’i arayıp tehdit etmiş, gazetenin önüne gidip beklemiş ve saire ve saire. Bunların hepsinin hayal mahsulü dedikodular olduğu kamuoyunun gözünden eminim kaçmamıştır!

İşin en acı tarafı “Cambaz ipte” denilerek olayın başından beri Hrant Dink suikastının faili olarak Veli Küçük hedef gösterilerek perdelenmesidir. Zeynep hanımın da işaret ettiği bu husus, umarız bir gün dikkate alınır da olayın arkasındaki güç ortaya çıkar.

Nagehan Alçı?nın bir başka iddiası da Veli Küçük’ün Alparslan Arslan ile birlikte aynı karede yer aldığı fotoğraf oldu. Zeynep Küçük söz konusu fotoğrafın Stockholm de çekildiğini ve şahsın Alparslan Arslan olmadığının sadece fiziki benzerliğinin bulunduğunun resmi kurumlarca yapılan teknik incelemelerde ispatlandığını açıklaması da bu iddiayı geçersiz kılmıştır. Bu iddianın uzun zaman önce Ergenekon mahkemesi tarafından açıklığa kavuşturulmuş olmasına rağmen hala gündeme getirilmesi yapılan gri propagandanın bir gereğidir. Amaç zihinlerde şüphe yaratmak!

Zeynep Küçük?ün karşısında iddiaları birer birer çöken Nagehan Alçı, bu seferde Muzaffer Tekin’in Veli Küçük’ün elini öperken çekilmiş olan fotoğrafı gündeme getirerek, kendince bir örgütsel hiyerarşi ortaya koyma gayreti içerisine girince, ekranlarda döndüre döndüre yayınlanan o meşhur fotoğrafın hikâyesini Zeynep Küçük açıklama zaruretinde bulundu. Olayın aslı şöyle;

Veli Küçük ile birlikte görev yapan Albay S.Ö. Muzaffer Tekin’in Kuleli Askeri Lisesinden sınıf arkadaşıdır ve ilerleyen yıllarda da dostlukları devam etmiştir. Bir sohbetlerinde Veli Küçük den bahis açılır ve S.Ö. birlikte çalıştıklarını operasyonlarda birlikte olduklarını ifade ederek Veli Küçük’ün, askerinin önünde giden son derece kararlı ve cesaret sahibi kahraman bir subay olduğunu anlatır. O tarihte Veli Küçük’ü tanımayan Muzaffer Tekin anlatılanlardan sonra, Veli Küçük’ü ilk gördüğüm yerde elini öpeceğim şeklinde ifadede bulunur.

Muzaffer Tekin’i yakın tanıyan birisi olarak sayın Zeynep Küçük?ün yukarıdaki ifadesinin tümüne şahitlik ederim. Muzaffer Tekin, devletine ve bağrından çıktığı TSK ya son derece sadakatle bağlı emekli bir subaydır. Onun için devletin bekası her şeyin üstündedir ve bu duygu, benliğinin tüm zerresine nüfuz etmiştir. Onu tanıyanlar bu gerçeği iyi bilirler. Dolayısıyla vatanın bölünmez bütünlüğü için mücadele etmiş insanlar onun için herkesin önündedir ve arkadaşının şahitliğiyle Veli Küçük de bunlardan birisidir. Bu duygularla kendi kendine söz vermiş ve Veli Küçük’ü ilk gördüğü yerde müsaade isteyerek elini öpmüştür. O fotoğraf, Muzaffer Tekin’in yüreğinde yanan vatan aşkının dışarıya yansıyan bir tezahürüdür.

Neyse düne dönelim!

Maddi dayanaktan yoksun iddiaları Zeynep Hanım tarafından bir bir çürütülen Nagehan Alçı?nın ekranda yüzüne vuran gergin ruh hali dikkat çekiciydi. Programın ilerleyen dakikalarında telefonla yayına bağlanan Hrant Dink’in kardeşi Orhan Dink ve Tomris Özden?in de iddialarına yönelik somut bir katkı sağlayamaması çaresizliğini daha da artırdı. Veli Küçük ile yeraltı dünyasından  bir takım isimleri ilişkilendirme gayreti de yine iddiadan öteye gitmedi. Zeynep Küçük bu ilişkilerle ilgili iddialar için dinlenen gizli tanık “Kıskaç” ın mahkemede verdiği ifadenin tamamen yalan olduğunun delillerle ispatlı olduğunu dile getirdi.  Nagehan Alçı en iyi bildiği şey olan demagojik üslubuyla da karşısındaki tartışmacının insicamını bozamayınca programın sonuna kadar, bozulan psikolojisinin bir tezahürü olsa gerek, telefonuyla oynayarak gergin bir görüntü sergiledi.

Meydanı boş bulduğunda atıp tutan, kanal kanal dolaşıp insanların, kurumların şerefine onuruna dil uzatan Nagehan Alçı, muhataba cevap hakkı verildiğinde mesnetsiz iddialarının kurbanı oldu. Zahmet edip 1.Ergenekon Duruşmalarını izlemeye gitmiş olsaydı yargılama safahatına bütünüyle hâkim olan Av. Zeynep Küçük?ün karşısına milyonlarca izleyici önünde zaten çıkmazdı!

Demek ki neymiş; Rezil olmamak için ya vicdanlı olacaksın! Ya da tembel olmayacaksın!

Şaka bir tarafa, en büyük gücün haklılık olduğunu dün bir kez daha gördük!

İftiraların sahibi için en kötü yanı, er-geç ortaya çıkmalarıdır. Dün bunu da izledik!

Kürşat Rüstemoğlu / 10.02.2012

Share
  1. Henüz hiç yorum yok.
(yayınlanmayacak)
Lütfen yukarıdaki resimde gördüğünüz karakterleri yandaki kutucuğa giriniz. Bu, otomatik kayıt girişimlerini (virüs v.s) engellemek için alınmış bir güvenlik önlemidir.