5 Ağustos 2013 tarihinde 13. Ağır Ceza Mahkemesinde yaklaşık 5 yıldır devam eden Ergenekon Davaları olarak basında yer alan yargılamalarda hüküm tesis edildi.

2 ağırlaştırılmış müebbet ve 117 yıl hapis cezasının şahsıma verildiği gün, tutukluluğumun en mutlu anını yaşadım. Zira 13. Ağır Ceza Mahkemesi Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin nihai kararında menfur Danıştay saldırısında ağırlaştırılmış müebbet ve 44 yıl ceza verdiği Osman Yıldırım?ı önce tahliye ve sonrada BERAAT ettiriyordu!

İşte bu karar benim bir kez daha masumiyetimi tescil ediyordu. Niçin mi?

Menfur Danıştay saldırısına ismim karıştırıldığında, TAKİPSİZLİK KARARI ile en kısa sürede aklandım. Henüz daha gözetime almadan beni hedef tahtasına oturtanlar, serbest bırakılmamdan da rahatsızlık duymuşlar, hükümetin başı, ?Yüzbaşının serbest bırakılması suçsuz olduğu anlamına gelmez!? diyerek, şahsımdan mutlak rövanşı alacağının da işaretini vermiştir.

Menfur Danıştay saldırısına söylemleri ile zemin hazırlayanlar, menfur saldırıdan sonra koltuklarının sallandığını görünce, türban kararına bir tepki olarak yapıldığı şüphe götürmez bu irticai saldırıyı laik, demokratik, sosyal, hukuk devletini, ulusal bütünlüğümüzü savunan, Atatürk ilke ve devrimlerini yaşam tarzı haline getiren insanlara yamama faaliyetine girmişlerdir.

Türkiye Cumhuriyeti rejimini dönüştürmeyi amaçlayanlar!

Ümmetten millet olmayı hazmedemeyenler, ?TÜRK MİLLETİ? demeyi zûl addedenler, cumhuriyetimizin kurucu ideolojisine sahip çıkanları statükocu ilan ederek yazılı ve görsel medyadaki ajan provokatörleri aracılığı ile toplumun algısını değiştirme seanslarına başlamış, vazgeçilmez değerlerimiz, gerek ideoloji, gerek kurum bazında, gerekse bireysel olarak itibarsızlaştırılmaya çalışılmıştır!

Hükümetimizi devireceklerdi safsataları ile kişi ve kurumlara kirli bir savaş açanlar, cumhuriyetimizi yıkmak için de alan temizliğine girişmişlerdir!

İşte bu ahlaki olmayan harekâtın ilk işaret fişeği menfur Danıştay saldırısı davasının nihai kararından sonra hüküm alan Osman Yıldırım?ın devşirilmesi ile başlamıştır. Çünkü Osman Yıldırım profili, ona her türlü iğrenç ve iffetsiz işleri yaptırmaya müsaittir! Nitekim de o kendisine dikte edilenleri, senaristlerin projelerine uygun olarak birer, birer yerine getirmiştir.

Yargıtay, önce 11. Ağır Ceza Mahkemesi kararını bozmuş, bilahare dünya hukuk tarihinde ilklerden olsa gerek, dava tekrar 11. Ağır Ceza Mahkemesinde değil de İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye zorlanmıştır!

Bunun nedenleri bizlerce malum, final duruşmasındaki 13. Ağır Ceza Mahkeme kararı da her şeyi açıklamaya kafidir, dolayısı ile de fazla söze gerek yok! Teamüllerin dışında, İstanbul?dan özel görevli savcıların Ankara Sincan Cezaevinde, kendi sorumlulukları dışında bir davadan hüküm alan Osman Yıldırım ile ?OSMAN?IM? samimiyetinde görüşmeleri tertibin boyutlarını açıklamaya yeterlidir. Savcı Zekeriya Öz, savcı Mehmet Ali Pekgüzel?in Osman Yıldırım ile geçmişe dayalı bir hususiyetleri yok ise ?OSMAN?IM? muhabbetleri ne amaç ile yapılmıştır? Asrın davasını kurgulamak olduğu artık inkâr edilemez bir şekilde ayan beyan ortadadır!

13. Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda, sanık, tanık ve gizli tanık 9 donanımlı (!) ?OSMAN?IM? ilk söz aldığı celsede, ?Ben sadece Cumhuriyet gazetesine patlamayan iki adet el bombası attırdım, patlayan üçüncü el bombası eylemine katılmadım!? demiş menfur Danıştay saldırısına ise şiddetle, iştirak etmediğini savunmuştur. ?Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi işlemediğim suçlardan ötürü bana ceza vermiştir? diyerek Ankara?daki yargıçlara sıklıkla hakaret ederek, adeta bu saygın yargıçları örgüt elemanı ilân etmiştir.

Osman Yıldırım kendisine enjekte edilen zehri, celselerde masum insanlara şırınga ederken, savcılar tarafından koruma kalkanına alınarak, adeta dokunulmazlık zırhına sokuluyordu. Bir zaman sonra aynı tavır, üye Hakim Sedat Sami HAŞILOĞLU ve üye Hakim Hasan Hüseyin ÖZESE tarafından da OSMAN BEY?e açıktan gösteriliyordu. Plan bütün çıplaklığı ile gözler önüne serilmişti.

1.    Menfur Danıştay Saldırısının türban kararı ile işlendiği kararı yok sayılarak, yeni failler yaratılacaktır.

2.    Bu olmazsa olmaz idi, zira Anayasa Mahkemesinin ?Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmaktan? oybirliği ile hüküm verdiği iktidar partisi mutlak aklanmalıydı!

3.    Bu operasyon için devreye girenler Ankara Sincan Cezaevinde pazarlık yapmışlar ve Osman Yıldırım?a sundukları senaryoyu da aynen oynamasını istemişlerdi.

4.    Osman Yıldırım İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde inatla 3 ncü el bombası atma eylemine ve menfur Danıştay saldırısına katılmadığını savundu.

5.    İddia makamı, Osman Yıldırım?a planın işlediğini ve sözlerini tutacaklarına dair ilk hamle olarak; Alparslan ARSLAN?ın, lideri ve bombaları kendisine veren kişi olarak işaret ettiği Süleyman ESEN?e iddianamelerinde suç isnat etmeyerek tahliyesini sağladılar ve Osman Yıldırım?ın yanılıp da bu tertibi ve pazarlıkları açığa çıkarmasının önünü kestiler! Zira duruşmalar esnasında Osman Yıldırım para talebinde bulunarak bu tertibi açıklayacağını sanıklara iletti. Suçsuz insanlar bu kirli adamın iftiralarından aklanmak için bu alçakça teklifi hayatları pahasına da olsa kabul etmeleri mümkün değildi. Nitekim öyle oldu!

Osman Yıldırım?ın bütün iftiraları celselerde birer, birer çürütüldü. Onlarca kez ifade değiştirdi. Ataşehir?de toplantı yapıldığını iddia ettiği tarih konusunda bir türlü net bir bilgi vermedi. Söylediği tarihlerde toplantıya katıldığını iddia ettiği hiç bir kimseye ait baz istasyon kayıtları anılan bölgeden sinyal vermediği T.İ.B. kayıtları ile onandı.

Üstelik başta Alparslan ARSLAN olmak üzere, iki defa huzurda dinlenen, toplantı yapıldığı iddia edilen evde o dönem kiracı olan Recep ÖZKAN ve Orhan KADI, Osman Yıldırım?ın bu iddialarının ?İFTİRA? olduğunu kesin bir dille ifade ettiler.

Hukuk ve adalet eliyle, bir hukuk cinayeti işleniyor!

T.C. Mahkeme kararları yok sayılarak suçsuz insanlara Cumhuriyet düşmanlarının suçları alçakça monte edilmeye çalışılıyordu.

Olmayan bir suçun savunulmasının ne kadar zor olduğunu bu süreçte öğrendik. Zira göbeğiniz çatlasa, devamlı, olmayan savcı (!) ve olmayan yargıç (!) engeline tosluyorsunuz!

Bir savcı iddianamesinin 468 nci sayfasında iddialarını güçlendirmek için ?Osman Yıldırım?ın itibarlı ifadelerini, ses ve görüntü kayıtlı ifadesi alınan gizli tanık 9 da doğrulamaktadır? diyor. Sonra görüyoruz ki gizli tanık 9 Osman Yıldırım?dan başkası değil!

İsyan ediyoruz!

Bir Cumhuriyet savcısı 1 adamı, Mahkemenize 2 adam olarak sunmuş, sizi hukuk ile aldatmış! diyoruz. O gün, o savcılara, o anda meslekten el çektirilmesi bir hukuk devletinin gereği olmasına rağmen tam tersi reddediliyoruz ve hakkımızda suç duyurusunda bulunuluyor. Gerekçe olarak da hakaret ettiğimiz iddia olunuyor.

Bu ne cürettir ki aynı savcılar mütalaalarının 1168-69-70nci sayfalarında, ?Osman Yıldırım?ın ifadelerini gizli tanık 9 hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde ayrı zaman ve yerde alınan ifadesi ile doğrulamıştır? diyebilmektedir. Bundan daha acı ve utanç verici olanı ise, hakimler kararlarında aynı cümleyi kullanabilmişlerdir!

Bir koyundan üç post çıkaran, onu hem sanık, hem tanık, hem de gizli tanık yapan savcıyı ve trajikomik durumu teşvik eden, mahkemeyi yüreklendiren, onlarca hukuksuzlukları yapmalarına yol veren güç nedir? Düşünün ki, sanıkların en kutsal hakkı olan son savunmaları ve son sözlerine bile fırsat verilmiyor! Bir işgâl mahkemesi bile bunca hukuksuzlukları yapmaz diye düşünüyorum.

Kısacası, bir terör örgütü yaratılmak için ona silahlı bir eylem şart olduğu gerçeğini, savcılar ve yargıçlar eli ile hukuk yok sayılarak hayata geçirenler, Osman Yıldırım gibilerini figüran olarak kullanmışlardır! Onun içinde, Osman Yıldırım savcı ittifakı, duruşmalarda kürsü yargıçları ile tamamlanmıştır!

Osman Yıldırım mahkeme karar almasına rağmen gizli tanık 9 olarak bir müddet mahkeme huzuruna çıkarılamamış, hatta ring aracı ile cezaevinden getirtilmesine karşın, huzura alınamamıştır. Bu durum medyada ?Osman Yıldırım mahkeme ile pazarlık yapıyor? başlığı ile yer almıştır. Nitekim bu haberin gerçek olduğu Osman Yıldırım hakkında verilen karar ile doğrulanmıştır!

Osman Yıldırım bir duruşmada vekaleten Mahkeme Başkanlığı yapan Hasan Hüseyin ÖZESE?ye, ?Başkanım, başkanlık size çok yakışıyor? demişti. Bende nihai karar okunup, menfur Danıştay saldırısının failleri birer, birer BERAAT ettirilip, ahlaki, vicdani ve hiç hukuki olmadan bu suçların şahsıma yapıştırıldığını görünce, ?HEPİNİZ OSMAN YILDIRIM?SINIZ. BU KARARINIZ BENİM MASUMİYETİMİN TESCİLİDİR? dedim. İlk günden beri yapmış olduğum tespitlerimin doğrulanması ile büyük huzur buldum. Mahkemenin kararı bizleri değil kendilerini tarihe ve Türk milletine mahkûm etmiştir. Gerçekte kararı veren Osman Yıldırım?dır. Kendisine BERAAT, savcı ve yargıçlara ASIRLAR BOYU MÜEBBET. İşte mutluluğumun kaynağı budur. Bu mahkeme kararı Osman Yıldırım?ın kalitesi, vicdanı ve inandırıcılığı kadar inandırıcıdır.

Son sözüm bu trajikomik mahkeme kararına zil takıp oynayanlara, ?Bakın gördünüz mü Danıştay baskınını kimler yapmış? diyenlere, sizlerde Osman Yıldırım kadar inanılır ve onunla aynı ayardasınız!

OSMAN YILDIRIM SİZLERE ÇOK YAKIŞIYOR!!!…

13.08.2013

MUZAFFER TEKİN

 

Share
  1. Henüz hiç yorum yok.
(yayınlanmayacak)
Lütfen yukarıdaki resimde gördüğünüz karakterleri yandaki kutucuğa giriniz. Bu, otomatik kayıt girişimlerini (virüs v.s) engellemek için alınmış bir güvenlik önlemidir.