SEVGİLİ ?GENÇTÜRKLER?


Öncelikle sizleri kutlamak istiyorum. Niçin mi? Türkiye Cumhuriyetinin dönüştürülmeye çalışıldığı, son Türk devletinin parçalanma girişimlerinin hız kazandırıldığı bu günlerde, Türk kimliğinin adeta bir suç gibi algılandığı süreçte, sizlerin asil Türk evladı olduğunuzu haykırmanızdandır.

Gerçekte bugün ülkemizde Kürt sorunu olmadığı, fakat Türk sorunu olduğu aşikârdır.

Mustafa Kemal ATATÜRK, ?En büyük servetim Türk doğmam ve Türk olmamdır? derken, tarihin derinliklerinden bugüne kadar her sahada insanlık ailesine örnek ve önder olan büyük bir millet?in ferdi olduğunu vurgulamıştır. Bu söylem ayrıca derin bir kültürün ifadesidir. Çünkü Türklük ırki değil, ?tanrısal? bir kavramdır!

Sizler ile yaşadığım bir anımı paylaşarak bu büyük millet?in niçin liyakatlere mazhar olduğunu, binlerce örneklerinden sadece bir tanesi ile somutlaştırmış olacağım.

1974 yılında teğmen rütbesi ile Kıbrıs Barış Harekâtı?na katılma onurunu yaşadım.  Mustafa Kemal ATATÜRK ?Savaş meşru değil ise bir cinayettir? demiştir. Bizlerin görev aldığı harekâtta isminden anlaşıldığı gibi barış amaçlı idi. Sadece adada yaşayan Türklere değil Rumlara da özgürlük hedeflenmişti.

20 Temmuz 1974 günü birliğimiz saat 10.00 sularında ada da Gönyeli ve Boğaz bölgesi arasında ?Kırnı? olarak adlandırılan açık bir alana uçarbirlik harekâtı ile indirildi. Ben, Bolu Komando Tugayına bağlı II. Komando Taburu, III. Komando Bölüğü, II. Komando Takım Komutanı olarak görev yapmaktaydım.

Taburumuzun toparlanmasını müteakip boğaz bölgesi istikametinde ilerleyerek hâkim bir arazide inşa edilmiş olan ?Sent-Hilarion? kalesinin bulunduğu mevkide intikalimizi tamamlayarak, bulunduğumuz alanda toplanma bölgesi tesis ettik. Taburumuz dinlenmeyi müteakip, fazla malzemelerini burada bırakarak aynı gece Girne ?ye taarruz görevi almıştı.

20 Temmuz gecesi çıkarma birlikleri ile Beşparmak dağlarının güneyine indirilen birliklerin irtibatlarını kesmek amacı ile Rum komando birliklerinin bulunduğumuz mevkilere taarruzları gelişti ve birçok hâkim sırt ve tepeler ellerine geçti.

Bu beklenmeyen durum karşısında taburumuzun Girne?ye taarruzu doğal olarak iptal edildi ve düşmanın eline geçen tepelerin geri alınması için gece boyu aralıksız süren karşı taarruzlarımız 21 Temmuz günü saat 11.00?a kadar sürdü ve düşmanın eline geçen arazinin tamamı geri alınarak temizlendi.

Girne Lefkoşa boğaz yoluna hâkim, aynı zamanda da hava araçlarının emniyetli güzergâh olarak kullandığı Şahinler bölgesindeki ?Aslantepe? olarak isimlendirilen hâkim tepenin geri alınması uğruna takımımdan şehit olan Hasan ALKAN isimli kahraman erle ilgili harekât bittikten sonra yaşadığım bir anım, kaleme aldığım bu yazının ana temasını oluşturacaktır.

1974 yılı Ekim ayında taburumuzun konuşlandığı ?Aşağı Dikoma? köyüne Türkiye?den bir vatandaşımız geldi. Kendisi tabur komutanımız ile görüştükten sonra komutanımız tarafından bana gönderildi. Gelen kişi, şehidim Hasan ALKAN?ın babası idi. Hemen elini öptüm, daha hal, hatır sormadan bana ilk sorusu; ?Kumandan bey evladım, oğlum vuruşarak mı şehit oldu, bana bunu anlatırmısınız?? oldu. Kendisine o an çarpışmaların olduğu tepeleri göstererek, o taarruzların önemini, başarılı olunamadığı takdirde çıkarma birlikleri ile indirilen kuvvetlerin birleşemeyeceğini, dolayısı ile harekâtın başarısızlıkla sonuçlanacağı gibi, zayiatında büyük olacağını anlattıktan sonra, ?Şu an öylesine huzurluyum ki, bu yaşımda Allah bana da böyle bir görev yapmayı ve bu uğurda şehit olmayı nasip etsin? cümleleri ağzından döküldü.

Şu an bu kahraman erimin, asil babasının ismini hatırlayamadığım için beni mazur görün. Aradan 38 yıl geçti, bu da mazeret değil elbette. Lakin aramızda geçen bu duygu dolu diyalogları dün gibi hatırlıyorum. Yazımın devamında kendisine Baba ALKAN olarak hitap edeceğim.

?Baba ALKAN? aramızda geçen kısa söyleşiden sonra oturdu, heyecanını bastırdıktan sonra ?Benim buraya gelme amacım, bugüne kadar akıbetini bilmediğim oğlum Hasan?ın durumunu ve onun hakkında bilgi almak için evden ayrılan ve bir daha da geri dönmeyen ağabeyinin durumunu öğrenmek içindir?

?Asker oğlum Hasan?ın şahadetini biraz önce öğrendim, ağabeyinin durumu halen meçhul, Tabur komutanınız onunda kardeşinin peşinden Kıbrıs?a gelmiş olabileceğini ve yanlışlıkla Rum tarafına geçmiş olabilme dâhil her türlü ihtimalin araştırılacağını ve bu süreç boyunca bizlerin misafiri olacağını? kendisine söylediğini ifade etti.

?Baba ALKAN? bir ay?a yakın bir zaman tabur komutanımızın emri ile benim misafirim oldu. Ben bu zaman aralığında kahraman Hasan ALKAN?ın şehit olduğu bölgeyi kendisine bizzat göstererek kendisine detaylı anlatma imkânım oldu. Bu zaman zarfında ise ?BAYRAKTARLIK? vasıtası ile Türk ve Rum kesiminde kayıp ağabeyin izi arandı.

Arama faaliyetleri devam ederken bir gün ?Baba ALKAN? bana ?Kumandan bey oğlum, size bir şey söylemek istiyorum, komutanlık makamı burada şehit ve gazi olanların yararlandıkları arazi, ev, araba gibi haklardan bahsetti. Bana da teklif yaparak bu haklardan yararlandırmak istediler. Ben nasıl böyle bir şeyi kabul edebilirim! Bunları kabul ettiğim takdirde şehit oğlum nasıl huzur bulur? Vatan için akıtılan kanın bedeli olur mu hiç! Ben bu teklifi red edeceğim? dedi ve dediğini de yaptı.

Büyük oğlunun Kıbrıs?ta olmadığı netleştikten sonra, Baba ALKAN?ı memleketi Hatay?a yolcu ettim.

Dönüşünden yaklaşık 1 ay sonra yazmış olduğu teşekkür mektubu Anadolu insanının nezaket, terbiye ve duygusallığını bütünüyle yansıtıyordu.

?Saygıdeğer Kumandan Bey evladım? diye başlayan mektubunun en trajik satırları ise memleketine döndüğünde trafik kazasında öldüğünü öğrendiği büyük oğlunun haberi idi.

Bu asil insan, Kıbrıs?a ayak bastığında oğlunun şehit olduğu haberini almış, Hatay?a döndüğünde ise kardeşinin akıbetini öğrenmek için yollara düşen büyük oğlunun trafik kazasında vefat ettiğini öğrenmişti.

Yaşadığımız dünya da birçok insan haksız kazanç sağlama erdemsizliğini gösterirken ekonomik durumu yok yoksul olduğu her halinden belli olan ?Baba ALKAN? yukarıda arz ettiğim tavrıyla ahlak ve fazilet timsali olmuştur.

Mektubun sonunda ise ?Vatan Sağ olsun? cümlesini özellikle vurgulamak istiyorum.

19 Eylül günü ?Gaziler Günü? olması sebebi ile bütün şehitlerimizin, ebediyete intikal etmiş gazilerimizin aziz hatıraları önünde minnet ve şükranla eğiliyorum? Hayatta olan gazilerimize sağlıklı ve huzurlu günler temenni ediyorum.

Bu vesile, Türk Doğmamızı ve Türk Olmamızı bizlere bahşeden, o genleri bizlere veren bütün annelerin ve babaların hürmetle ellerinden öperim.

Sevgi ve Saygılarımla?

Muzaffer TEKİN

10 Eylül 2012 / Silivri

Share
  1. Henüz hiç yorum yok.
(yayınlanmayacak)
Lütfen yukarıdaki resimde gördüğünüz karakterleri yandaki kutucuğa giriniz. Bu, otomatik kayıt girişimlerini (virüs v.s) engellemek için alınmış bir güvenlik önlemidir.