ADİL YARGILANIYORUZ!


Ergenekon adı verilen 19 davanın birleştirildiği kovuşturmalarda 2 ayı aşkın bir zaman diliminde kesintisiz olarak ?tanık? dinlenmektedir. Dinlenilen tanıklar ?kamu tanığı? olarak huzura alınıyorlar ve ?bildiğimi dosdoğru söylüyeceğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim? metni kendilerine mahkeme başkanınca tekrar ettirilerek dinlenilmeye başlanıyorlar. Ayrıca doğru beyanda bulunmadıkları taktirde haklarında yasal işlem yapılabileceği kendilerine hatırlatılmasına rağmen, bir önceki celse yemin edip tanıklığına başvurulan kişi şayet mahkemeye sanıklar aleyhinde yeterli bir malzeme sunamamış ise hemen tanık koruma programına alınarak bir kez daha ifadesine başvuruluyor ve bu kez söylediklerinin tamamını reddederek atf-ı cürümlerde bulunuyor. Fakat ne yazık ki bir ay içerisindeki bu değişimi ve yeminini tanığa hatırlatmak, bunu sorgulamak hiç bir yargıcın aklına gelmiyor. Örnek; Esra Feride Gökçimen?in sorgu tutanakları.

Söz konusu bu tanıkların hemen tamamının ortak özellikleri; tescilli dolandırıcı, ajan, tecavüzcü, uyuşturucu müptelası, katil, hırsız, suç örgütü üyesi ile terör örgütünden kaçıp itirafçı olmalarıdır. Bu son derece itibarlı tanıklar(!) en aşağı anlama düzeyindeki insanların bile kolaylıkla tespit edebileceği çelişki dolu ifade, yalan ve iftiralarından kesinlikle sorgulanmadıkları gibi bir de maalesef mahkeme heyetinden teşvik görmektedirler. Bu duruma isyan eden sanıkların sözleri ağızlarına tıkılıyor, mikrofonları kapanıyor, azarlanıyor ve mahkeme salonundan kolluk kuvetleri marifetiyle yaka paça atılıyorlar. Bununlada yetinmeyen mahkeme heyeti, adil olmadığı bir yargılamada sanıklar hakkında suç duyurusunda bulunarak, söz konusu bu masum insanların mağduriyetine mağduriyet katmaktadır!

Nadir olarak huzura alınan, sanık lehine ifade veren kamu tanıkları ise vermiş oldukları ifadelere pişman edilircesine mahkeme heyetince didik didik edilerek nerede ise söylediklerinden vazgeçirilmek için her türlü baskıya maruz kalmaktadırlar. Bunun somut bir örneği, tanık Necat Uysal?ın sorgusunda yaşanmıştır; ?Alparslan Arslan?ı Doğuş Faktoring?e ben götürdüm ve sahipleri ile tanıştırdım.? ifadesinden sonra, tanığın mahkeme heyetince muhatap olduğu sorulara bakmak yeterli olacaktır.

Tanıklar?a sanık teşhisinde tanımadığı sanığın, önce isminin söylenip bir kez daha teşhis yaptırılması, sanığın yaklaşık yarım saat soru sorduğu tanık tarafından sorgu nihayetinde teşhis ettirilmeye zorlanması ise bu davranış içerisine giren yargıçlar adına hem çok üzücü hem de düşündürücüdür!

Hekimin koyduğu yanlış bir teşhis bir hastayı öldürürken yargıcın adil olmayan kararları sadece muhatabını öldürmüyor, toplumun geleceğe olan inancını, umutlarını, özgür yaşama ideallerini ortadan kaldırıyor. Bu süreçte bunu yaşayarak öğrendim!

Karar?a giden yargılamalarda sanıkların lehlerine ifade edecekleri bir cümle bir yana, bir kelime dahi şiddetle engelleniyorsa, burada gerçeğin ortaya çıkmasından korkanların olduğunun  resmidir!

Çünkü ?gerçek insanı özgür kılar? istenende zaten bizlerin özgür olmaması!

Muzaffer TEKİN

21 Ağustos 2012 / Silivri

Share
  1. Henüz hiç yorum yok.
(yayınlanmayacak)
Lütfen yukarıdaki resimde gördüğünüz karakterleri yandaki kutucuğa giriniz. Bu, otomatik kayıt girişimlerini (virüs v.s) engellemek için alınmış bir güvenlik önlemidir.