TRT KİME HİZMET EDİYOR ?


 

Ümraniye soruşturması başladığında “gizlilik” kararı olmasına rağmen, görsel ve yazılı medya da şüpheliler aleyhine büyük bir haber kirliliği yaratılarak adeta yargısız infaz edildiler.

Müteakip günlerde adına “Ergenekon” denilen bu tertip ile özgürlükleri ellerinden alınan insanlar hakkındaki karalamalar “kovuşturma” sürecinde de hızını hiç kesmedi.

Yargı süreci devam ederken, yazılı ve görsel medya da, tutuklu bulunan insanları ısrarla suçlu göstermenin ve sorumsuz bir takım siyasilerin de bu tavrı sergilemelerinin tek nedeni ; Bu davayı siyasete malzeme yaparak masum insanlar üzerinden bir takım emellerin hayata geçirilmek istenmesidir! 

Tutuklu bulunan insanların suçsuzluğunun en büyük kanıtı, yargı devam ederken yapılan bu çirkin saldırılar ve yargıyı etkileme çabalarıdır.

Ağır ceza mahkemelerinde 1 yılda en fazla 3 duruşma yapılabildiği göz önüne alındığında, 1.Ergenekon davasında hali hazırda görülen 196. celse yaklaşık 65-70 yıllık bir yargılama sürecini kapsar ki ; halen tutuklu bulunan insanlar aleyhine bir karar verilememesi de masumiyetimizin en önemli bir diğer göstergesidir!  

Hal böyle iken TRT kurumu, yayınladığı “Büyük Takip” adlı programda çeşitli dönemlerde 1.Ergenekon iddianamesinden kesitler alarak ne ahlaki, ne vicdani ne de hele hele hiç hukuki olmayan gerekçeler ile sadece Osman Yıldırım adlı bir müfterinin atf-ı cürümlerini tekrarlayarak toplumu maniple etmektedir.

İddianamelerde 2500-3000 yıl ceza istenen şüphelilerin kısa sürede “beraat” ettikleri gözardı edilmemelidir!

Geçtiğimiz yıllarda, savcı Osman Şanal’ın Erzurum da hazırlamış olduğu bir iddianame de bir çok şüpheli için 11 er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isterken, yerine atanan meslektaşının aynı şahıslar için azami 15 er yıl hapis cezası istemesi de iddianamelerin ne kadar özensiz hazırlandığının bir örneği olduğu gibi, durum bir o kadar da üzücüdür.

Hukuk pozitif bir bilim olduğuna göre bu iki savcının iddianamelerinde ki bu büyük çelişki nasıl izah edilebilir ?

Kovuşturma sürecini görmemezlikten gelerek, adeta yok sayan, gelinen 196. celse de Osman Yıldırım’ın bütün atf-ı cürümleri ile iddianameyi hazırlayan savcıların tüm iddialarının maddi deliller ile çürütüldüğünü kamuoyundan gizleyen TRT, kamuoyunu aydınlatma görevini bilerek kötüye kullanmakta ve maalesef güç odaklarına hizmet etmekten hiç çekinmemektedir !

Bunun böyle olduğunu eklerde maddi deliller ile bilgilerinize sunuyorum.

Takdir siz değerli okuyucuların. Saygılarımla

Muzaffer Tekin / 19 Eylül 2011

 

EKLER: 

Ek-1 : Osman Yıldırım’ın, 30 Mart 2007 tarihinde Ankara 11.Ağır Ceza Mahkemesine, Muzaffer Tekin’i tanımadığına dair vermiş olduğu el yazısı ile dilekçesi:

 

 

Ek-2 : Osman Yıldırım’ın bitmeyen yalanlarından sadece 21 seçme:

 

Ek-3 : Ümraniye de ele geçirilen el bombaları, Cumhuriyet gazetesine atılanlar ile aynı yalanını yıllarca tekrarlayanlara cevap olarak bunun öyle olmadığını ispatlayan resmi belge:

 

 

 

Share
  1. Henüz hiç yorum yok.
(yayınlanmayacak)
Lütfen yukarıdaki resimde gördüğünüz karakterleri yandaki kutucuğa giriniz. Bu, otomatik kayıt girişimlerini (virüs v.s) engellemek için alınmış bir güvenlik önlemidir.